Tamamlayıcı Koruma ve Uyum Testi: 4 Aralık 2025 tarihli Floransa Mahkemesi Kararına Dair Bir Değerlendirme
Floransa Mahkemesi’nin 4 Aralık 2025 tarihli kararı (R.G. 12055/2024), İtalya’da tamamlayıcı korumanın kapsamı ve işlevine ilişkin süregelen tartışmaya önemli bir katkı sunmaktadır. Özellikle 2023 tarihli 20 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yapılan değişikliklerden sonra, karar anayasal güvencelere ve uluslararası yükümlülüklere sıkı sıkıya bağlı bir yargısal yaklaşımın devam ettiğini ortaya koymaktadır.
Kararın tam metni şu bağlantı üzerinden incelenebilir: https://www.calameo.com/books/008079775a54122e54b1f
Mahkeme, uluslararası koruma talebi Bölgesel Komisyon tarafından reddedilen bir Fas vatandaşıyla ilgili dosyayı değerlendirmiştir. İdari ret kararına rağmen, mahkeme hukuki çerçeveyi titizlikle yeniden kurmuş ve Göç Yasası’nın 19. maddesinin özünün değişmediğini vurgulamıştır: İtalya, bir kişinin işkence veya insanlık dışı muamele riski altında olduğu bir ülkeye geri gönderilmesine izin veremez; ayrıca bir geri gönderme anayasal ya da uluslararası yükümlülükleri ihlal ediyorsa, bu işlem gerçekleştirilemez.
Karardan açıkça anlaşılmaktadır ki, 2023’te bazı hükümlerin yürürlükten kaldırılmasına rağmen tamamlayıcı koruma, niteliği gereği hâlâ anayasal bir güvenlik mekanizmasıdır. Mahkeme, özellikle 2018, 2019 ve 2021 yıllarında Yargıtay tarafından geliştirilen içtihatlara atıf yaparak, kişinin İtalya’daki uyumu ile menşe ülkesindeki yaşam koşulları arasındaki karşılaştırmanın önemini yeniden teyit etmektedir.
Somut olayda mahkeme, güçlü sosyal ve ekonomik uyum kanıtları tespit etmiştir: süregelen istihdam, belirsiz süreli iş sözleşmesi, istikrarlı konut, İtalyanca dil yeterliğinde ilerleme ve İtalya’da uzun vadeli bir yaşam kurma iradesi. Bunlar yalnızca biçimsel göstergeler değil, aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi kapsamında korunan özel ve aile hayatının somut unsurlarıdır.
Mahkeme, zorla geri gönderme hâlinde başvurucunun yaşam koşullarında ciddi bir kötüleşme yaşanacağını, özellikle Fas’taki ailevi ve sosyal bağların zayıflamış olması sebebiyle bunun daha da ağırlaşacağını belirtmektedir. Bu belirgin risk, kişinin İtalya’da ulaştığı uyum düzeyi ile birlikte değerlendirildiğinde anayasal sınırları harekete geçirmekte ve tamamlayıcı korumanın verilmesini zorunlu kılmaktadır.
Kararda ayrıca önemli bir pratik ilke vurgulanmaktadır: bir geri gönderme anayasal veya uluslararası yükümlülükleri ihlal edecekse, özel koruma amaçlı oturma izninin verilmesi idarenin takdirinde değildir, zorunludur. Kamu düzeni veya ulusal güvenlik açısından herhangi bir tehdit bulunmadığından, başvurucunun uyum düzeyi kararın merkezine yerleşmiştir.
Avukatlar ve politika yapıcılar açısından Floransa kararı, tamamlayıcı korumanın İtalyan hukuk sisteminde hâlen temel bir araç olduğunu hatırlatmaktadır. Bu koruma biçimi, hızlı yasama müdahaleleriyle daraltılamaz. Bölgesel Komisyonların, soyut ya da şablon değerlendirmeler yerine gerçek ve bireyselleştirilmiş bir karşılaştırma yapması gerekmektedir.
Daha geniş bir çerçevede, karar sık değişen bir alanda daha tutarlı bir içtihat oluşumuna katkı sağlamakta ve İtalya’da istikrarlı, yasal ve anlamlı bir yaşam kurmuş kişilerle ilgili idari ve yargısal kararları yönlendirecek kriterleri somutlaştırmaktadır.
Kararın tam metnine buradan ulaşılabilir:
https://www.calameo.com/books/008079775a54122e54b1f
Avv. Fabio Loscerbo
Nessun commento:
Posta un commento