sabato 31 gennaio 2026

Çalışma izninin reddi: Yabancı işçi itiraz hakkına sahip değildir İtalyan mahkemesinden, çalışma temelli göç prosedürlerinde kimin dava açabileceğine dair netlik

 

Çalışma izninin reddi: Yabancı işçi itiraz hakkına sahip değildir

İtalyan mahkemesinden, çalışma temelli göç prosedürlerinde kimin dava açabileceğine dair netlik

İtalya’daki idari yargı mercileri tarafından yakın zamanda verilen bir karar, göç hukukunun en tartışmalı alanlarından birine açıklık getirdi: Yurt dışında yaşayan yabancı bir işçi adına talep edilen çalışma izni reddedildiğinde, bu karara karşı kim dava açabilir?

Konu, Avrupa Birliği üyesi olmayan yabancıların ücretli çalışma amacıyla İtalya’ya girişini düzenleyen İtalyan Göç Mevzuatının 22. maddesi çerçevesinde ele alınıyor. Söz konusu prosedür oldukça karmaşık olup, işveren tarafından yapılan başvuruyla başlamakta ve ancak daha sonraki bir aşamada işçiye giriş vizesi ile oturma izni verilmesiyle tamamlanmaktadır.

İdari mahkemeye göre, bu aşamalar arasındaki ayrım belirleyici niteliktedir.

Çalışma izninin talep edilmesi, onaylanması veya reddedilmesine ilişkin ilk aşamalarda hukuken korunmaya değer menfaat yalnızca işverene aittir. Başvuruyu yapan, Göç için Tek Durak Ofisi ile iletişim kuran ve kanuni süreler ile yükümlülükleri üstlenen taraf işverendir.

Bu aşamada yabancı işçi henüz korunmuş bir hukuki statüye sahip değildir. Mahkeme bu noktada açıktır: İşçinin yalnızca prosedürün olumlu sonuçlanmasına yönelik fiili bir menfaati vardır ve bu menfaat yargısal koruma için yeterli değildir. Dolayısıyla, çalışma izninin reddi veya iptali halinde yabancı işçi tek başına dava açma hakkına sahip değildir. Dava açma ehliyeti yalnızca başvuruyu yapan işverene aittir.

Bu yargısal yaklaşım, Calaméo platformunda yayımlanan ve aşağıdaki bağlantıdan erişilebilen bir çalışmada ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır:
https://www.calameo.com/books/0080797759dd32066810c
(doğrudan bağlantı: https://www.calameo.com/books/0080797759dd32066810c)

Söz konusu yayın, bu yorumun pratik sonuçlarını özellikle vurgulamaktadır. Uygulamada hâlen sıkça görülen, yalnızca yabancı işçi tarafından açılan davalar, işverenin doğrudan katılımı olmadığında kabul edilemezlik kararıyla sonuçlanmaktadır. Bu durum zaman kaybına, maliyet artışına ve hukuki beklentilerin boşa çıkmasına yol açmaktadır.

Mahkeme ayrıca, yabancı işçinin yargısal olarak korunabilir haklarının ancak daha sonraki aşamalarda, yani giriş vizesi ve oturma izninin verilmesi sürecinde doğduğunu açıkça belirtmektedir. Bu aşamaya kadar İtalyan hukuk sistemi, göç akışlarının kontrolüne ilişkin kamu yararı ile işverenin özel menfaatini öncelemekte, işçiye bağımsız bir dava hakkı tanımamaktadır.

Bu karar, göç hukukuna ilişkin geleneksel ve sistematik bir yaklaşımı yansıtmakta; çalışma temelli göç prosedürlerinde rollerin ve sorumlulukların net biçimde ayrılması gerektiğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Aynı zamanda hukukçular ve ilgililer için açık bir mesaj içermektedir: Bu alanda, kimin dava açabileceğini bilmek, hangi idari işlemin dava konusu edilebileceğini bilmek kadar önemlidir.

Calaméo’da yayımlanan çalışma, İtalya’da çalışma temelli göç alanında yargısal korumanın mevcut sınırlarını anlamak isteyenler için önemli bir başvuru kaynağı niteliğindedir.

Avukat Fabio Loscerbo

Rinnovo del permesso di soggiorno per lavoro autonomo: il TAR Liguria ribadisce il requisito reddituale come presupposto indefettibile

 Rinnovo del permesso di soggiorno per lavoro autonomo: il TAR Liguria ribadisce il requisito reddituale come presupposto indefettibile

Con una sentenza depositata nel gennaio 2026, il Tribunale Amministrativo Regionale per la Liguria ha confermato la legittimità del diniego di rinnovo di un permesso di soggiorno per motivi di lavoro autonomo, fondato sulla mancanza di un reddito adeguato e continuativo in capo al richiedente.

La decisione si colloca nel solco di un orientamento giurisprudenziale ormai consolidato, che attribuisce al requisito reddituale una funzione sostanziale e non meramente formale. Il reddito, secondo il Collegio, non rappresenta un dato astratto o burocratico, ma è espressione della concreta capacità dello straniero di mantenersi autonomamente, di inserirsi stabilmente nel tessuto economico e sociale e di non gravare sul sistema pubblico.

Nel caso esaminato, l’Amministrazione aveva accertato, attraverso le banche dati dell’INPS e dell’Agenzia delle Entrate, la percezione di redditi estremamente esigui e discontinui, ampiamente inferiori alla soglia minima prevista dalla legge per l’esenzione dalla partecipazione alla spesa sanitaria. A fronte di tali risultanze, il TAR ha ritenuto correttamente applicato l’art. 26 del d.lgs. 286/1998, escludendo la possibilità di una lettura “elastica” del parametro reddituale in assenza di elementi oggettivi idonei a dimostrare una reale autosufficienza economica.

Particolarmente significativa è la motivazione con cui il giudice amministrativo richiama la giurisprudenza più recente del Consiglio di Stato, ribadendo che la prova della disponibilità di un reddito lecito e sufficiente incombe sul cittadino straniero e costituisce un requisito non eludibile ai fini del rinnovo del titolo di soggiorno. In tale prospettiva, il lavoro autonomo non può essere valutato in astratto, ma deve tradursi in un effettivo e stabile sostentamento economico.

La sentenza offre dunque un chiarimento netto su un punto spesso oggetto di contenzioso: il rinnovo del permesso di soggiorno non può prescindere da una verifica rigorosa della capacità reddituale, anche quando il titolo sia fondato su un’attività autonoma formalmente avviata. Il dato decisivo resta quello della sostenibilità economica reale e documentata nel tempo.

Il testo integrale della decisione è disponibile nella pubblicazione su Calaméo, consultabile al seguente link:
https://www.calameo.com/books/008079775bc1086ff5b3e

Avv. Fabio Loscerbo