venerdì 21 novembre 2025

Roma Mahkemesi, bilgilendirme yükümlülüklerinde ciddi ihlaller tespit ettikten sonra bir Dublin transferini iptal etti

 Roma Mahkemesi, bilgilendirme yükümlülüklerinde ciddi ihlaller tespit ettikten sonra bir Dublin transferini iptal etti

Avrupa devletlerinin Dublin mekanizması kapsamındaki transfer süreçlerini nasıl yönettiğini etkileyebilecek önemli bir kararla, Roma Mahkemesi, Dublin III Tüzüğü çerçevesinde verilen bir transfer kararını, başvuru sahibinin Avrupa Birliği hukukunun öngördüğü temel bilgilere erişmediği sonucuna vararak iptal etti.

18 Kasım 2025 tarihli ve Genel Esas Numarası 37474/2025 olan karar, İtalya’nın Dublin Birimi tarafından Slovenya’ya transfer edilmesi öngörülen bir uluslararası koruma başvuru sahibiyle ilgilidir. Mahkeme, idarenin, Avrupa Birliği’nin 604/2013 sayılı Tüzüğünün 4 ve 5’inci maddelerinde öngörülen temel bilgilendirme yükümlülüklerine uymadığını tespit etti. Bu yükümlülükler, başvuru sahibinin sürece etkin şekilde katılmasını ve hangi üye devletin başvuruyu incelemekle yükümlü olduğunu anlamasını güvence altına almayı amaçlamaktadır.

Kararın merkezinde kişisel mülakat yer almaktadır. Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın yerleşik içtihadına göre mülakat, yerine getirilmesi gereken sıradan bir formalite değil, esasa dair bir güvencedir. Mülakat, transfer kararından önce yapılmalı, başvuru sahibinin anladığı bir dilde gerçekleşmeli, gizlilik içinde yürütülmeli ve kişinin başvurunun sonucunu etkileyebilecek kişisel koşullarını açıklamasına imkân tanımalıdır. Ayrıca, mülakat sırasında verilen bilgileri yansıtan yazılı bir özet hazırlanması zorunludur. Bu özet, denetimi ve yargısal incelemeyi mümkün kılan temel bir araçtır.

Roma Mahkemesi’nin incelediği olayda idare, yalnızca başvuru sahibinin kimlik ve adres bilgilerini içeren standart bir form sunmuştur. Formda mülakatın içeriğine, sorulara veya verilen cevaplara ilişkin hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Mahkeme, bu belgenin hukuken mülakatın yapılmamış sayılması gerektiğine hükmetmiştir.

Avrupa ve İtalyan yargı içtihadına göre, doğru şekilde gerçekleştirilmemiş bir mülakat, transfer kararının otomatik olarak hükümsüz kalmasına neden olur. Mahkeme ayrıca bu eksikliğin yargılama aşamasında yeni bir duruşmayla giderilemeyeceğini, zira bunun Dublin mekanizmasının hızlı işleyiş yapısıyla bağdaşmayacağını belirtmiştir.

Sonuç olarak, Mahkeme, başvuru sahibinin uluslararası koruma talebini değerlendirme yükümlülüğünün İtalya’ya ait olduğuna karar vermiştir.

Bu karar, Avrupa genelinde giderek belirginleşen bir eğilimi güçlendirmektedir: Mahkemeler, Dublin prosedürlerinin yalnızca şekli koşullara değil, aynı zamanda başvuru sahiplerinin haklarını korumaya yönelik maddi güvencelere de tam olarak uymasını talep etmektedir. Verilen mesaj nettir: Temel haklara ilişkin süreçlerde usulden taviz verilemez.


Avv. Fabio Loscerbo

Nessun commento:

Posta un commento

New on TikTok: Residence permit denied by the Police but granted by the Court: a job and real integration are enough for special protection Welcome to a new episode of the podcast Immigration Law. My name is lawyer Fabio Loscerbo, and today we address a very practical issue: what happens when the Police deny a residence permit, but the Court overturns that decision. We are talking about a judgment of the Court of Bologna, case number 591 of 2025, concerning the recognition of special protection . The Police had denied the permit, arguing that the applicant had not demonstrated sufficient integration. This is a very common reasoning in practice: authorities often expect an almost “perfect” level of integration, as if a foreign national had to prove complete and definitive social inclusion. The Court takes a different approach, one that is more consistent with the law and recent case law. It clearly states that full integration is not required. What matters is a serious and concrete path of integration, even if it is still ongoing. In this case, the applicant had a stable job, an income, had attended language courses, and had been living in Italy for several years. All these elements, taken together, show real social integration. At this point, a key legal principle comes into play: the right to private life under Article 8 of the European Convention on Human Rights. This concept does not only concern family ties, but also includes social relationships, work, and the life a person builds over time. The Court states that removing a person in such circumstances would mean uprooting them and seriously affecting their fundamental rights. It also adds an important point: if there are no concerns related to public safety or public order, the State’s interest in expulsion becomes weak. The outcome is clear: the Court recognizes the right to a residence permit for special protection, valid for two years, renewable and convertible into a work permit . The message of this decision is straightforward: if a person works, integrates, and builds a life in Italy, this reality cannot be ignored. And this is exactly where the future of immigration law will increasingly be decided. Thank you for listening, and see you soon for a new episode of Immigration Law.

https://ift.tt/r7DH6df